Design,  Sneaker

Tinker Hatfield: Nike Tasarımların Arkasındaki Beyin


Nike, tüm dünyada inanılmaz bir başarıya ulaşmış, tarihin en önemli spor ayakkabı ve spor giyim markasıdır. Öyle ki, herkesin evinde bir çift Nike ayakkabı vardır desek yanılmış olmayız. Peki böylesine büyük başarı yalnızca tesadüf olabilir mi? Ya da, dünyaya mal olmuş bu markanın başarısını yalnızca pazarlama stratejisine bağlamak doğru olacak mıdır? Tabii ki de her iki sorunun cevabı da, HAYIR. Dünyanın her köşesine yayılmış bir başarı asla tesadüf değildir. Nike ayakkabılarını, diğerlerinden farklı kılan, adından söz ettiren şey elbette ki eşsiz ve zamansız tasarımlarıdır. Örneğin Air Max dendiği zaman, akıllara yalnızca bir spor ayakkabı gelmez, gelemez. İnsanların hayat tarzlarına işlemiş bir rahatlık ve yıllara meydan okuyan bir tasarım olduğu gelir. 
Bu yazımızda, işte bu efsane Nike ayakkabıları tasarımlarının arkasındaki tasarım dehasından bahsedeceğiz. Sözünü ettiğimiz bu yetenekli adam, Tinker Hatfield ’dan başkası değil. Kendisinin Nike’deki hikayesi ve imza attığı başarılar, bir çok insana ilham olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. 

Haydi gelin, tasarımlarıyla dünyayı kasıp kavuran bu yetenekli adam kim ve Nike’deki serüveni nasıl başladı bunları anlatalım. 


BİYOGRAFİSİ VE HAYATI

Tam adıyla Tinker Linn Hatfield, 30 Nisan 1952’ de Hillsboro, Oregon’da dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarından itibaren, spora olan yatkınlığını fark etmeye başlamıştır. Lise hayatına geçtiğinde, çok sevdiği atletizm sporuna başladı. Atletizme başladığı andan itibaren de, ileride büyük ve profesyonel bir sporcu olmak istediğini biliyordu. Üniversiteye başladığında da bu hayalinden vazgeçmedi ve Oregon Üniversitesi’nden sporcu bursu almaya hak kazandı.
Oregon Üniversitesi’ne başlamasının hayatının dönüm noktası olacağını henüz bilmiyordu. Üniversitedeki atletizm koçu, Nike’nin kurucu ortaklarından birisi olan Bill Bowerman’dan başkası değildi. Bowerman, o dönemlerde Oregon Üniversitesi’nde atletizm koçluğu yapmasının yanı sıra, aynı zamanda Nike’nin ayakkabılarının tasarımlarından da sorumluydu.
Üniversitedeki spor hayatında Tinker Hatfield, maalesef uzun süren ve zorlu sakatlıklarla baş etmek zorunda kalmıştır. Bu durum da onu spordan uzaklaştırmaya başlamıştır. Sakatlığı nedeniyle boş olduğu zamanlarda, çizime olan yeteneğini keşfetmiştir ve bunu boşa harcamak istemediğini fark etmiştir. Spor hayatına devam edemeyeceğini de anladığı için, aynı üniversitede Mimarlık Fakültesine geçiş yapmıştır. 

Çizime ve mimarlık fakültesine yeni başladığı dönemlerde, henüz Nike’de çalışmaya başlamamasına rağmen, Bill Howerman’ın çizimlerine notlar ekliyor ve değişiklik önerileri ile destek oluyordu. 


NIKE’YE BAŞLANGIÇ SÜRECİ

Tinker Hatfield, zaten hali hazırda Bowerman’ın çizimlerini yorumluyor ve bu tasarımlar üzerinde değişiklikler yapıyordu. Ancak fiilen Nike ailesinde dahil olmamıştı. Kendi sakatlığından çıkardığı dersler ile, atletlerin ve sporcuların sağlık sorunlarının üzerine çözümler üretmeyi kendine amaç edinmeye başladı. 

1980’li yılların başında Nike, çok büyük bir sıçrama yaşadı. Bu sıçramayı da, özellikle ürettikleri koşu ayakkabılarına borçlulardı. Ancak bir süre sonra, işler istedikleri gibi gitmemeye başladı. Çünkü Reebok, inanılmaz bir atılımla aerobik ayakkabıları üretmeye başladı. Bu ayakkabılar piyasaya bomba gibi düştü ve Nike’nin satış rakamlarını inanılmaz derecede olumsuz etkiledi.

Nike, bu durumdan bir an önce çıkması gerektiğini biliyordu ve acil olarak bir tasarım değişikliğine gitmeye karar verdiler. Bunun için yeni bir tasarım ekibi kurmak adına kolları sıvadılar ve yetenekli tasarımcıları sınava çağırdılar. Tam olarak 24 saat süren bu tasarım sınavından başarıyla çıkan ve Nike’nin tasarım ekibine dahil olan isim ise, tabii ki Tinker Hatfield oldu. Çalışmaya başladığı ilk 5 yıl içerisinde spor ayakkabı tasarımı ile uğraşmadı. Bundan farklı olarak, mağaza tasarımları ve bina tasarımları gibi konular üzerinde çalışmalarına başladı. 

Geçen bu 5 yılın ardından, Nike’de çalışan bir kişinin teklifi üzerine spor ayakkabı tasarlamaya başladı ve gerçekten sevdiği işi bulmuştu. İşte o günden sonra, Hatfield adını herkes öğrenmeye başladı ve eşsiz tasarımları sayesinde, tasarım dünyasının efsaneleri arasına girmeye başladı.


PARİS HİKAYESİ VE AIR MAX 1

image via Nike

Nike’nin ilk hava tabanlı ayakkabısı olan Air Max 1’i, Tinker Hatfield 1987 yılında tasarlamıştır. Ayakkabının tabanında, ikonik bir şekilde saydan, görünebilir bir hava yastığı bulunmaktadır. Bu dizaynla, spor ayakkabı dünyasına yeni bir tasarım anlayışı getirmiştir. 

Peki bu çok meşhur ve ikonik tasarımın arkasındaki hikaye nedir? Tinker Hatfield’ın bu ayakkabıyı tasarlarken elbetti ki bir ilham kaynağı ve hikayesi vardı. Kendi ifadesi ile ‘tasarladığı her şey, kendi hayatında önceden yaşadığı her şeyin bir kombinasyonu’. 

Air Max 1 ise bir Paris hikayesi sonucunda ortaya çıkıyor. Tüm Nike tasarımcıları, ilham kazanmak, farklı kültürlerden insanları ve bu insanların isteklerini anlamak için çok sık seyahat ediyorlar. Tinker Hatfield’da işte tam da bu amaçla Paris’e gidiyor. Paris seyahati sırasında ise oldukça ilgisini çeken ve O’na ilham veren George Pompidou Merkezi’nin binasını görüyor. Bu binanın bir tasarım harikası olduğunu ve insanların ‘binalara’ karşı olan bakış açısını tamamen değiştiren bir mimari olduğunu fark ediyor. 

Bu mimari açıdan fark yaratan merkezi görmesi, Hatfield’ı inanılmaz etkiliyor ve hatta mimariye olan bakışını ters düz ediyor. İşte bu binadan aldığı ilhamla Air Max 1’i tasarlıyor. 

Tinker Hatfield, eğer Paris’e gidip o binayı görmeseydi, asla bu ayakkabıyı tasarlayabileceğini düşünmediğini söylüyor. Binanın tasarım harikası ve farklılığı, O’na görünür ve saydam bir hava yastığı tasarlamasının ilhamını vermiştir. Bu tasarım sayesinde insanların, aslında ayakkabın içinde neler olduğunu görmesine fırsat vermiştir. Tıpkı o ikonik binanın, insanlara aslında içeride neler olduğunu gösterdiği gibi. 

Bu tasarımı ilk ortaya attığında, her yenilikçi ve radikal fikirde olduğu gibi, bu fikri de insanlar sıcak karşılamadı. Özellikle de pazarlama müdürü buna oldukça şüpheci yaklaşmıştı. Ancak Hatfield, başarıyı görmüştü ve tasarımdan emindi. Satış rakamları da Hatfield’ın ne kadar haklı olduğunu ve ne kadar yetenekli bir tasarımcı olduğunu ortaya çıkardı. 


MICHAEL JORDAN İLE ÇALIŞMALARI

Nike tasarımcı  Tinker Hatfield (L) ve Michael Jordan in 1997
Credit: Photo by KATHY WILLENS/AP/REX/Shutterstock

Tinker Hatfield, eğer Michael Jordan ile yolları kesişmeseydi, şu anda kariyerinin bambaşka bir şekilde olacağını söylemiştir. 

Dünyanın en ünlü profesyonel basketbol oyuncularından birisi olan Michael Jordan için, Nike hali hazırda ayakkabılar üretiyordu. Ancak son dönemlerde Michael Jordan, Air Jordan 2’den çok da memnun değildi. Öyle ki Nike ile yollarını ayırmayı bile düşünmeye başlamıştı. Böylesine önemli bir yıldızı kaybetmek, Nike için hem kazanç hem de itibar kaybına yol açabilirdi. Durumun ciddiyetinin farkında olan Phil Knight ( Nike’nin kurucu ortağı ve o dönemdeki CEO’su), Tinker Hatfield’dan Air Jordan 3’ü tasarlamasını ve Michael Jordan’ı ikna etmesini istemiştir. 

Hatfield, bu zamana kadarki diğer ayakkabılardan tamamen farklı ve inanılmaz ince detaylarla dolu bir ayakkabı tasarlamıştır. Bu tasarımı ile de Michael Jordan’ı Nike ile olan anlaşmasını bozmamaya ikna etmiştir. 

Bu sayede Tinker Hatfield yalnızca mükemmel bir ayakkabı tasarlamakla kalmadı. Aynı zamanda da dünyaca ünlü yıldızı Nike’de tutmayı başardı. Phil Knight’ın kendi söylemiyle, Nike’yi kurtaran adam Hatfield olmuştur. Space Jam filminde kullandıkları reklam tekniği ile de inanılmaz bir satış başarısına imza atmışlardır. 


GELECEĞE DÖNÜŞ: AIR MAG TASARIMLARI VE NETFLİX BELGESİNE KONU OLMASI

Air Max 1’in olağanüstü başarısının ardından yine aynı yıl içerisinde, Hatfield bir başarıya daha imza attı. Geleceğe Dönüş 2 filmindeki harika ayakkabıları tasarlayan isim de Tinker Hatfield’dan başkası değildi. Film için, Nike Air Mag’leri tasarladı. Bu ayakkabıların özelliği ise, giyen kişinin ayağının şeklini tamamen alıyor ve kendi kendine bağcıklarını bağlayabiliyor olması. 

Bu gelecekten gelmiş gibi görünen eşsiz ayakkabılar, 2015 yılında sınırlı sayıda üretilmeye başlandı. 

Tüm bu başarıları ile insanlara ilham olduğundan bahsetmiştik. Netflix’in Soyut Düşünce: Tasarım Sanatı belgeselinin 2. bölümünde de, Tinker Hatfield ve onun bu eşsiz başarıları konu alınmıştır. Böylesine yetenekli ve yaratıcı bir tasarımcının hikayesini dinlemek isterseniz, belgeseli mutlaka izlemelisiniz. 


Bizi Takip Edin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir