Moda,  Sneaker

Nike Tarihi ve İnanilmaz Başarı Hikayesi


2012 yılından sonra yaklaşık 25 milyar dolarlık geliri ile dünyanın en büyük spor ayakkabı ve giyim tedarikçisinden bahsedeceğiz. Evet bu marka Nike ’den başkası değil.

Dünya pazarını tamamen ele geçirip, zirvedeki koltuğuna yerleştikten sonra, dünya çapında inanılmaz bir istihdam sağlamaya başladı. Bu rakam diğer firmalara kıyasla oldukça fazla, 45.000 kişilik dev bir istihdam. 2018 yılında yapılan araştırmalara göre Amerika’daki ‘bütün’ şirketlerin arasından büyüklük olarak ilk 100’ün içerisinde yer almayı başardı

Bu denli büyük ve karlı bir şirketin tarihi, spor giyim ve spor ayakkabı severlerin doğal olarak meraklarını uyandırıyor. Gelin şimdi, Nike’nin kuruluş yıllarından başlayalım ve inanılmaz yükselişinin basamaklarına bakalım. 


Nike’nin Kuruluşu ve Tarihi

Nike, orijinal ve ilk olan adıyla “Blue Ribbon Sports” olarak da bilinmektedir. 

Blue Ribbon Sport, 1964 yılının Ocak ayında, Oregon Üniversitesi atletlerinden Phil Knight ve kendisinin koçu olan Bill Bowerman tarafından kurulmuştur. Kurdukları bu şirket ile, henüz hizmetlerinin ilk yılındayken, Japon bir ayakkabı üreticisi olan Onitsuka Tiger’ın (Simdi Asics) distribütörü olarak çalışmaya başladılar. 

Bu başarı hikayesi öylesine sıfırdan ve dipten başlamış bir hikayedir ki, distribütör olarak yaptıkları satışları, ilk başlarda Phil Knight’ın şahsi arabasını kullanarak yapıyorlardı. Yani herhangi bir ek masrafa ya da şirket için araba alacak duruma sahip değillerdi.

1966 yılında ise, işler artık istedikleri gibi gitmeye başlamıştı. Santa Monica, California’da ilk perakende mağazalarını açtılar. İşte bu kırılma noktasından sonra, dağıtım noktalarını diğer sene yani 1967’de, bir den beşe çıkartarak dağıtım operasyonlarını önemli ölçüde geliştirdiler. 


Neden Nike ve Anlamı Nedir?

nike, louvre, paris
Nike – Louvre Paris

Nike’nin adı aslında eski bir Yunan Zafer Tanrıçasının adıdır. Ancak tabii ki de akıllarına gelen ilk isim bu değildi. Önceleri, Phil Knight markanın adının “Dimension Six” olmasını istiyordu. Uzun toplantılar ve isim arayışlarında öne çıkan bir isim de “Bengal” oldu. Ancak bu isim, Puma’dan esinlenildiği için yeteri kadar ilgi görmedi. 

Blue Ribbon Sports’un ilk çalışanlarından olan Johnson daha derin düşünmeleri gerektiğini biliyordu. İçerisinde ilgi çekici, egzotik ve melodik harflerin olması gereken bir isim arayışındaydı. Ancak maalesef şansı yaver gitmemişti. Ta ki aniden uyandığı bir sabaha kadar. Aklındaki isim Nike’den başkası değildi. 

Neredeyse tüm personel bu isme bayılmıştı ancak Phil Night o kadar da emin değildi.  Ancak içine hiç sinmemiş olsa da, kendi tabiri ile, beğenmedikleri arasından en az beğenmediği olan Nike ismi ile bir süre gidebileceklerine karar verdi. Ardından imzaları attı ve gerisini zaten biliyorsunuz, durdurulamaz bir başarı hikayesi. 

Bu kritik isim bulma aşamasından sonra, geriye önemli bir detay kalıyordu. Elbette imzaları niteliğinde olan logolarının tasarlanması. O dönemler, Portland State Üniversitesi’nde okuyan grafik tasarım öğrencisi Carolyn Davidson, ikonik Nike logosunun yaratıcısıdır. 

Logoyu tasarladıktan sonra, Phil Knight aslında bunu da Nike ismi gibi beğenmedi. Ancak bu logonun marka üzerinde büyüme ihtimalini düşünerek onayladı. Gösterdiği çabalar ve harcadığı zaman için ise Carolyn Davidson’a 35 dolarlık bir ödeme yaptı.

Tabii ki logonun ikonikleşmesi ve markaya kattığı anlamdan dolayı, ilerleyen zamanlarda Carolyn ödülünü ve hak ettiği takdiri fazlasıyla aldı. 


Nike Markasının İlk Ayakkabısı

Nike’nin ilk ayakkabısı, Moon Shoes. Tüm spor ayakkabı aşıkları bu ayakkabıyı bilir. Bu ilk eşsiz ayakkabılar 1972 yılında Münih Olimpiyatları’nda yarışacak olan sporcuların ve atletlerin denemesi için tasarlanmış ve üretilmişlerdir. 

Bu ayakkabılardan sadece o sporcular için 12 adet üretildi. Hatta üretimler tamamen el emeği olmuştu. Kurucu ortaklardan Bill Bowerman’ın eşinin waffle demiri kullanıldı. Ayakkabılarının tabanını Bowerman kendi elleriyle ve gerçek bir waffle yapma demiri ile yapmıştır. Bunu yapmasındaki amaç, gerçek sporcular için ayaklarında mükemmel bir tutuş sağlamak istemesi ve hafif bir ayakkabı yaratmak istemesinden başka bir şey değildi. 

Yıllar geçtikçe Nike neredeyse her yıl yeni modeller ve yeni spor ayakkabı serileri yaratmaya devam etti. Hepsi de oldukça ilgi gördü ve popülerlik kazandılar. Ancak bu modellerden bir tanesi var ki, markanın ilk 20 yılına damga vurmayı başarmıştır. Bu model Nike Cortez’den başası değildir. Bu Retro ayakkabı serisinin bu denli popüler olmasının nedeni Forest Gump filmidir. Filmde Tom Hanks’in canlandırdığı karakter bu model spor ayakkabıları giymektedir. Filmden sonra herkesin kafasında tek bir soru vardı: Tom Hanks’in giydiği bu ayakkabıların modeli nedir? Halen bile bu soru sorulmaktadır. 


Michael Jordan ve Nike Anlaşması 

image via Nike
image via Nike

1984 yılında tüm zamanların belki de en çok beklenen ve en çok ilgi gören iş birliği gerçekleşti. Nike ve NBA’in en popüler oyuncalarından bir tanesi olan Michael Jordan, şimdiye kadarki en ikonik sporcu destekli markalardan biri olan “Jordan Brand”i tanıtmak için bir araya geldiler. 

Yaptıkları anlaşmaya göre, Michael Jordan profesyonel kariyerine devam ettiği sürece, Nike o sene çıkarttıkları marka altında bir ayakkabı piyasaya sürecekti. Piyasaya sürülen bu ayakkabıyı ise Michael Jordan, o sene çıkacağı bütün maçlarda giyerek tanıtımını yapacaktı. 

Ancak işler o kadar da kolay değildi. NBA, bu ayakkabıyı çıktığı her maç için Michael Jordan’a 5000 dolarlık para cezası kesmeye başladı. Bunun nedeni ise sporcu üniformalarının kurallarını ve standartlarını bozduğu gerekçesiydi. 

Nike Air Jordan 1 ayakkabısı, bu engellemeler ile retro sıfatı altında satılamayacak kadar ikonik ve popüler bir ayakkabı haline gelmişti. Bu nedenle 2001 yılında, Nike Air markası korunarak ayakkabı az miktarda revize edilerek tekrardan satışa sunuldu. 

Air Jordan 1
image via Nike

Başarı Hikayesi ve Arkasındaki Sır

Nike’ın başarısının sırrı hiç şüphesiz mükemmel bir reklam ve pazarlama stratejisi izlemesidir. Pazarlama stratejilerinin başında potansiyel alıcılar ile marka arasında duygusal bağ kurmak geliyor. Nike bir spor ayakkabıdan ya sporcu giyimden çok daha fazlasını satmayı hedefleyen bir marka. Aslında bir yaşam tarzı satıyor. Bu nedenle bu zamana kadar yayınlanan tüm reklamlarına baktığınız zaman, kişiler ve ürünler arasında kurulmaya çalışılan bağın izlerini görebilirsiniz. 

Bu pazarlama stratejisinin olumlu sonuç verdiğini anlamak hiç zor değil, satış rakamları ve markanın yıllar içerisindeki büyüme hızı bunu kanıtlar niteliktedir.

Nike’nin pazarlama stratejileri ve yayınlanan reklamları incelendiği zaman, ürünlerinden çok kişiye verdikleri değer göze çarpmaktadır. Öyle ki reklamların içeriklerine bakıldığı zaman, insan sağlığına, spora ve sağlıklı yaşamın avantajlarına %80 oranında değinirken, yalnızca %20 oranında kendi ürünlerine odaklanmışlardır. Bu da aslında yanlış bir strateji gibi gözükse de, aslında potansiyel alıcılara şu mesajı vermektedir: Sizin sağlığınızı daha fazla düşünüyoruz, siz daha önemlisiniz. Bu nedenle müşterileri ile arasında kurduğu duygusal bağ da bir o kadar güçlü olmuştur. 

Yeni teknolojileri yakından takip etmesi ve hatta ilk Nike’nin piyasaya sürmeyi başarması da, markanın inanılmaz başarısının nedenlerinden birisi olarak gösterilebilir. Nike markası, hem yenilikçi hem modern hem de insana verdiği değer ile, müşterilerinin kalplerini fethetmeye devam ediyor. Bu sayede piyasadaki yerini sağlamlaştırmaya da devam ediyor. 


Kanye West ve Yeezy İmparatorluğu
SPOR AYAKKABI AL SAT DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir